İşte en iyi 10 seçki:
La Haine (1995): Mathieu Kassovitz tarafından yazılan ve yönetilen bu film, Paris’teki yoksul bir banliyöde geçen 24 saatlik bir hikayeyi anlatıyor. Film, genç bir Arap ve Yahudi adam ile onların arkadaşlarından oluşan bir grup genç etrafında dönüyor. La Haine, Fransız toplumunun alt sınıflarındaki gençlerin yaşadığı zorlukları ve ayrımcılığı ele almasıyla önemli bir filmdir.

Amélie (2001): Jean-Pierre Jeunet tarafından yönetilen bu film, Paris’te yaşayan bir genç kadın olan Amélie Poulain’in (Audrey Tautou) hayatını konu alıyor. Amélie, insanların hayatlarına müdahale etmeye başlar ve bu sırada kendisi de gerçek aşkı bulur. Film, Fransız romantizminin bir örneği olarak kabul edilir.

Les Quatre Cents Coups (1959): François Truffaut tarafından yönetilen bu film, Paris’te bir çocuğun hayatını anlatıyor. Antoine Doinel (Jean-Pierre Léaud) isimli çocuk, yoksul bir aileden geliyor ve okulda ve evde yaşadığı sorunlar nedeniyle suç işlemeye başlıyor. Les Quatre Cents Coups, Yeni Dalga akımının en önemli filmlerinden biridir.

Breathless (1960): Jean-Luc Godard tarafından yönetilen bu film, Paris’te geçen bir suç hikayesini anlatıyor. Film, gazeteci Patricia Franchini (Jean Seberg) ile bir hırsız olan Michel Poiccard’ın (Jean-Paul Belmondo) arasındaki romantik ilişkiyi de ele alıyor. Breathless, Yeni Dalga akımının en ikonik filmlerinden biridir.

Jules et Jim (1962): François Truffaut tarafından yönetilen bu film, Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşayan iki arkadaşın, Jules (Oskar Werner) ve Jim (Henri Serre), aynı kadına (Jeanne Moreau) aşık olmalarını konu alıyor. Jules et Jim, Fransız Yeni Dalga akımının en ünlü ve sevilen filmlerinden biridir.

Belle de Jour (1967): Luis Buñuel tarafından yönetilen bu film, bir Parisli kadının (Catherine Deneuve) hayatını anlatıyor. Severine, varlıklı bir adamla evli olmasına rağmen fahişelik yapmaya başlar. Film, erotik ve sürrealist bir atmosfere sahiptir.

Pierrot le Fou (1965): Jean-Luc Godard tarafından yönetilen bu film, sevgilisi Marianne (Anna Karina) ile birlikte kaçan ve birlikte maceraya atılan Ferdinand (Jean-Paul Belmondo) isimli bir adamın hikayesini anlatıyor. Pierrot le Fou, Godard’ın en ikonik filmlerinden biri olarak kabul edilir ve Fransız Yeni Dalga akımının en önemli yapıtlarından biridir.

The Intouchables (2011): Olivier Nakache ve Eric Toledano tarafından yönetilen bu film, zengin bir adamın (François Cluzet) ve onun bakıcısı olan bir Afrika kökenli adamın (Omar Sy) arasındaki arkadaşlığı konu alıyor. Film, gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır ve duygusal bir komedi olarak kabul edilir.

The Artist (2011): Michel Hazanavicius tarafından yönetilen bu film, sessiz sinema dönemini konu alıyor. Film, ünlü sessiz film oyuncusu George Valentin’in (Jean Dujardin) sesli filmlerin yükselişi ile birlikte düşüşünü ve genç oyuncu Peppy Miller’ın (Bérénice Bejo) yükselişini anlatıyor. The Artist, akademi ödülleri dahil birçok ödül kazanmıştır.

Au Revoir Les Enfants (1987): Louis Malle tarafından yönetilen bu film, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir yatılı okulda geçiyor. Film, okulda bir arkadaşı olan Yahudi bir çocuğun gerçek kimliği ortaya çıkınca yaşadığı zorlukları anlatıyor. Au Revoir Les Enfants, duygusal açıdan etkileyici bir film olarak kabul edilir.
Bu filmler, Fransız sinemasının en önemli yapıtlarından birkaçıdır ve her biri kendine özgü bir tarz ve anlatım dili ile izleyicilerini etkilemeyi başarmıştır. Fransız sinemasının bu ikonik yapıtları, sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken filmler arasındadır.

































