Vizyondaki Manevi Değer, Joachim Trier sinemasının aşina olduğumuz aile, yas ve hafıza temalarını bu kez kuşaklararası aktarım üzerinden kuruyor. Cannes ve Avrupa Film Ödülleri’nde dikkat çeken film, Oscar adaylığıyla birlikte daha geniş bir izleyiciyle buluştu.
Klinik Psikolog Hatice Keltek, dizidoktoru.com daki ilk yazısında, filmi Sinema Psikolojisi perspektifiyle ele alarak anlatının merkezine şu soruyu yerleştiriyor: Bir travma konuşulmadan nasıl devredilir?
Ev Bir Arka Plan Değil
Filmde üç kuşaktır aynı evde biriken yaşantılar, dekor olmaktan çıkarak anlatının taşıyıcısına dönüşüyor. Keltek’e göre bu ev, “duyguların bastırıldığı ama silinmediği bir hafıza alanı” olarak çalışıyor.
Duvarlara sinen sesler, kapısız bodrum ve odalar arasındaki geçirgenlik; bilinçdışı süreçlerin mekânsal karşılıkları olarak okunuyor. Travma burada kişiler arası bir mesele olmaktan çıkıp, mekân üzerinden de aktarılıyor.
Taşınan Rol
Annenin ölümünden sonra evde kalan iki kız kardeş ve yıllar sonra geri dönen baba arasındaki ilişki, filmin duygusal merkezini oluşturuyor. Nora karakterinin çocukluktan itibaren üstlendiği “dengeleyici” rol, yetişkinlikte bir yük hâline geliyor.
Keltek, Nora’nın reddedişlerini bir kopuş olarak değil; “zamanı gelmemiş temaslara karşı geliştirilen ruhsal bir savunma” olarak değerlendiriyor. Seçilmemiş rollerin, zamanla kişilik üzerinde baskı yarattığını vurguluyor.
Sahne Korkusu Bir Hatıra
Nora’nın sahneye çıkamaması, filmde performans kaygısı gibi görünse de Keltek bu sahneleri çocuklukta yaşanan kaotik ev atmosferinin bedensel hafızasıyla ilişkilendiriyor.
“Tiyatro sahnesi, Nora için çocukluğundaki evin salonudur,” diyen Keltek, kaçma ve donakalma tepkilerinin sinir sistemi düzeyinde anlaşılması gerektiğini söylüyor.
Affetmek Bir Son Değil
Finalde Nora’nın babasının filminde rol almayı kabul etmesi, klasik bir yüzleşme olarak sunulmuyor. Keltek’e göre bu an, affetmenin bir karar değil; zamana yayılan bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
Manevi Değer, bir ailenin hikâyesi üzerinden; sessiz yasları, taşınan rolleri ve kuşaklararası yükleri görünür kılan bir anlatı kuruyor.































